Ankara Üniversitesi (AÜ) Veteriner Fakültesi Besin Hijyeni ve Teknolojisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. İrfan Erol, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın AB çerçevesinde yürüttüğü, gıdada izleme ve denetim programı kapsamında yaptığı denetim ve analiz sonuçlarını kamuoyuna açıklamasının önemli bir gelişme olduğunu, bunu takdirle karşıladığını söyledi.
Prof. Dr. Erol, bakanlığın gıda denetim sonuçları ile ilgili olarak A.A muhabirine yaptığı değerlendirmede, özellikle süt, hazır yemek gibi kritik ürünlerde alınan örnek sayısı ve bakılan bakteri sayısının yetersizliğine işaret ederek, analiz edilen örnek sayısının artırılarak daha sağlıklı bir tablonun ortaya konması gerektiğini vurguladı.
Prof. Dr. Erol, "Artık, (Gıdada güvenliği sağlamak için şu kadar örnek aldık, şu kadarı olumlu, şu kadarı olumsuz çıktı) demenin bir anlamı yok. Ondan sonra yapılan önlemler, uygulanan yaptırımlar önemli" dedi.
Prof. Dr. Erol, dünyada gıdadan kaynaklanan sorunların büyük bölümünün hayvansal gıdalar kaynaklı olduğunu belirtirken, bakanlığın araştırmasında bal, yumurtanın bulunmamasının, et ve sütte antibiyotik ve hormon analizlerinin yapılmamasının bir eksiklik olduğunu kaydetti.
Prof. Dr. Erol, bakanlığın gıda denetim sonuçları ile ilgili olarak A.A muhabirine yaptığı değerlendirmede, özellikle süt, hazır yemek gibi kritik ürünlerde alınan örnek sayısı ve bakılan bakteri sayısının yetersizliğine işaret ederek, analiz edilen örnek sayısının artırılarak daha sağlıklı bir tablonun ortaya konması gerektiğini vurguladı.
Prof. Dr. Erol, "Artık, (Gıdada güvenliği sağlamak için şu kadar örnek aldık, şu kadarı olumlu, şu kadarı olumsuz çıktı) demenin bir anlamı yok. Ondan sonra yapılan önlemler, uygulanan yaptırımlar önemli" dedi.
Prof. Dr. Erol, dünyada gıdadan kaynaklanan sorunların büyük bölümünün hayvansal gıdalar kaynaklı olduğunu belirtirken, bakanlığın araştırmasında bal, yumurtanın bulunmamasının, et ve sütte antibiyotik ve hormon analizlerinin yapılmamasının bir eksiklik olduğunu kaydetti.
PEYNİRDE "ÖLÜMCÜL" BAKTERİNİN ÇIKMASI...
Gıdada güvenliğin çiftlikten başladığını, bunda da hayvansal ürünlerin özel önem taşıdığını belirten Prof. Dr. Erol, bakanlığın denetim sonuçlarının, süt sektöründe Türkiye'nin içinde bulunduğu durumu ortaya koyduğunu söyledi.
Türkiye'de hayvan hastalıkları nedeniyle sütteki canlı bakteri ve somatik hücre sayısının çok yüksek olduğunu anlatan Prof. Dr. Erol, şu bilgiyi verdi:
"Alınan 794 peynir örneğinin 7'sinde salmonella, 789 peynir örneğinin 106'sında (escherichia coli) bakterisi bulunmuş. Bu bakterilerin bulunmasından çok, bunların hangi tiplerinin bulunduğu önemli. Bunların ölümcül tipleri var. ABD ve Avrupa'daki gibi ileri takip sisteminin ortaya konması lazım.
702 peynir örneğinden 6'sında (listeria monocytogenes)in bulunması çok önemli. Tüketime hazır gıdalarda kesinlikle olmaması gereken, doğrudan halk sağlığını tehdit eden bir mikroorganizma. Peynir tüketime hazır bir gıda. Her yaş grubundaki insan tüketir. Bu bakteri, özellikle küçük çocuklarda, yaşlılarda, hamilelerde, immün sistemi zayıf olanlarda ölümle sonuçlanabilen bir hastalık yapıyor. Bu mikroorganizmaya ilişkin ölüm oranları, yüzde 20-25 civarında. İmmün sistemi zayıf olanlarda, kanser gibi hastalıklarda ölüm oranı yüzde 35-40'lara varıyor. Sadece 6 peynirde rastlanması bile başlı başına önemli bir olgu."
"PASTÖRİZE SÜTÜMÜZ, AB'DEKİ ÇİĞ SÜTTEN DAHA KÖTÜ DURUMDA"
Çiğ sütte sadece 55 örnek alındığını, "11-12 milyon tonluk üretim olan bir ülkede test edilen örnek sayısının yok denilecek kadar az" olduğunu ifade eden Prof. Dr. İrfan Erol, şu değerlendirmeyi yaptı:
"55 örnekte 36 örneğin olumsuz olması tesadüf değil. Ayrı ca, bu sonuçların, canlı bakteri ve somatik hücre sayısı açısından da ayrı ayrı ele alınması gerekir. Sütteki bakteri sayısının yüksek olması, hayvan ve meme temizliği, sağım hijyeni, soğuk zincir açısından bir gösterge. Somatik hücre sayısının fazla olması, birtakım meme hastalıklarının olduğunu gösterir. Türkiye'de yüksek pastörizasyon sağlanmasına karşın, bizim pastörize sütlerimizin kalitesi, birçok AB ülkesindeki çiğ süt kalitesinden daha kötü. Bu çok önemli. Kalitesiz sütten iyi ürünler yapamazsınız. Mikrobiyolojik varlıklar ve somatik hücre nedeniyle Türkiye'de pastörize süt 48 saat dayanırken, ABD'de bir hafta-10 gün dayanıyor.
Yüksek pastörizasyon yapılmasına rağmen sütteki kalite ortada iken, brucella ve tüberküloz gibi hayvansal ürünlerden insana geçen hastalıklar varken, pastörize, UHT sütlerin içilmemesini söylemek, halk sağlığı ile doğrudan oynamaktır. Sokak sütü asla bu güvenliği sağlamaz."
Prof. Dr. İrfan Erol, Türkiye'deki işletme sayısının çok ve küçük, kontrol dışı işletmelerin olmasının sorunun çözümünü zorlaştırdığını ifade etti.
KIRMIZI BİBERDE SALMONELLA VE SUDAN BOYASI
Kırmızı toz-pul biberde 453 örnekten 2'sinde salmonella bulunduğunu, bunun da tipinin belirlenmesi gerektiğine işaret eden Prof. Dr. Erol, sudan boyasının ise gıdada kullanımı yasak olmasına karşın 20 örnekte saptandığına işaret ederek, Türkiye'de kırmızı toz-pul biberin yaygın olarak tüketilmesi nedeniyle bunun "manidar" bir tespit olduğunu ve çok önemsediğini kaydetti.
Kendisinin önceki yıllarda yaptığı analizlerde de bu tip tespitlerinin olduğunu anlatan Prof. Dr. Erol, "Bazı mikroorganizmaların varlığı ya da yokluğu, kriter olarak önemli. Ama bazı mikroorganizmaların da bulundukları sayı önemli. Bir çok ülke belli mikroorganizmalar için sayısal limit getirmiştir. Türkiye'de de gıda kodekslerinde bunlar konuyor" dedi.
ET VE HAZIR YEMEK
Bakanlığın et analizinde sadece domuz etine baktığını, bunun yetersiz olduğunu anlatan Prof. Dr. İrfan Erol, "Alınan örnek sayısı çok az. Ayrıca, dana etinden olduğu söylenen sucuğun içinde koyun veya tavuk eti var mı diye, ona da bakmak lazım" dedi.
Hazır yemek ve mezede 540 örnek alındığını, bu örneklemin de az olduğunu kaydeden Prof. Dr. İrfan Erol, hazır yemekte esas bakılması gereken (listeria monocytogenes) bakterisine de bakılmamasının önemli bir eksiklik olduğunu vurguladı.
Tavuk etinde solmonellanın önemli bir sorun olduğunu, bakanlığın, 364 örnekten sadece 16'sında salmonella bulduğunu hatırlatan Prof. Dr. Erol, "Yüzde 5 gibi çok düşük bir oranın fazla gerçekçi gelmiyor. Dünyada bu kadar düşük oranı yakalayan ülke çok az. Genellikle yüzde 30-40, yüzde 100 olan ülkeler var. Tavuk etinde ayrıca başka bir bakteriye de bakmak lazım, hastalıkların en önemli kaynağı da budur."
Türkiye'nin fındık, fıstık, ceviz ve kuru incir de aflatoksin konusunda sistematik bir takip yaptığını, fındıkta pestisit kalıntısının olmamasının da da güzel bir gelişme olduğunu kaydeden Prof. Dr. Erol, iyotlu tuzdaki iyot oranlarının da hak sağlığı açısından mutlaka uygulanması gerektiğini vurguladı.
"İŞE HAYVAN SAĞLIĞINDAN BAŞLAMALI"
Bitkilerde pestisit kalıntısının belirlenmesi açısından 15 binden fazla örnek alındığını, ancak çok sayıda sebze-meyve olması nedeniyle bu analizlerin ürün bazında dağılımının da önemli olduğunu anlatan Prof. Dr. İrfan Erol, şöyle konuştu:
"AB'deki mevzuat, sorumluluğu tüketiciye veriyor. Sistem çiftlikten sofraya gıda güvenliğini esas almış ve son üründe yapılan denetimin de hiç bir anlamı olmadığını ortaya koyuyor. En son noktada ürünü alıp kontrol etmek, bir bilgi verir ama bulaşmanın hangi aşamada ve neden olduğu sorularının yanıtını bulmak gerekir. Çiftlikten sonraki aşamaların da bilinmesi lazım. Üretici uygulamadan sorumlu olacak, devlet bunun doğru yapılıp yapılmadığını denetleyecek. HCCP, GNP gibi sistemler dahilinde denetimin sağlanması gerekir. Asıl yapılması gereken, çiftlikten sofraya olan sistemi kontrol altında tutmak. Çiftlikteki hayvanlar sağlıklı olmalı, yem hijyeni, hayvanların kullandığı ilaçlar önemli. Hayvanlara ilaç kullandırdıktan sonra sütlerin bir süre tüketime sunulmaması gerekiyor. Ahır düzeyinde hayvan sağ lığını öncelikli hale getirmek, çok noktada kontrol esas olmalı."
Prof. Dr. İrfan Erol, "tüketim tarihine, satış şartlarına bakan tüketici sayısı çok az. Karkas etin kilosu 8-10 YTL iken yarı fiyatına sucuk, sosis alıyorsanız, bu ürünün güvenliğinden söz edilemez. Bu gıdalar ucuz değil. O zaman bu aşamada hem piyasa hem de çiftlikteki denetimlerin artırılması gerekiyor" dedi.
Gıdada güvenliğin çiftlikten başladığını, bunda da hayvansal ürünlerin özel önem taşıdığını belirten Prof. Dr. Erol, bakanlığın denetim sonuçlarının, süt sektöründe Türkiye'nin içinde bulunduğu durumu ortaya koyduğunu söyledi.
Türkiye'de hayvan hastalıkları nedeniyle sütteki canlı bakteri ve somatik hücre sayısının çok yüksek olduğunu anlatan Prof. Dr. Erol, şu bilgiyi verdi:
"Alınan 794 peynir örneğinin 7'sinde salmonella, 789 peynir örneğinin 106'sında (escherichia coli) bakterisi bulunmuş. Bu bakterilerin bulunmasından çok, bunların hangi tiplerinin bulunduğu önemli. Bunların ölümcül tipleri var. ABD ve Avrupa'daki gibi ileri takip sisteminin ortaya konması lazım.
702 peynir örneğinden 6'sında (listeria monocytogenes)in bulunması çok önemli. Tüketime hazır gıdalarda kesinlikle olmaması gereken, doğrudan halk sağlığını tehdit eden bir mikroorganizma. Peynir tüketime hazır bir gıda. Her yaş grubundaki insan tüketir. Bu bakteri, özellikle küçük çocuklarda, yaşlılarda, hamilelerde, immün sistemi zayıf olanlarda ölümle sonuçlanabilen bir hastalık yapıyor. Bu mikroorganizmaya ilişkin ölüm oranları, yüzde 20-25 civarında. İmmün sistemi zayıf olanlarda, kanser gibi hastalıklarda ölüm oranı yüzde 35-40'lara varıyor. Sadece 6 peynirde rastlanması bile başlı başına önemli bir olgu."
"PASTÖRİZE SÜTÜMÜZ, AB'DEKİ ÇİĞ SÜTTEN DAHA KÖTÜ DURUMDA"
Çiğ sütte sadece 55 örnek alındığını, "11-12 milyon tonluk üretim olan bir ülkede test edilen örnek sayısının yok denilecek kadar az" olduğunu ifade eden Prof. Dr. İrfan Erol, şu değerlendirmeyi yaptı:
"55 örnekte 36 örneğin olumsuz olması tesadüf değil. Ayrı ca, bu sonuçların, canlı bakteri ve somatik hücre sayısı açısından da ayrı ayrı ele alınması gerekir. Sütteki bakteri sayısının yüksek olması, hayvan ve meme temizliği, sağım hijyeni, soğuk zincir açısından bir gösterge. Somatik hücre sayısının fazla olması, birtakım meme hastalıklarının olduğunu gösterir. Türkiye'de yüksek pastörizasyon sağlanmasına karşın, bizim pastörize sütlerimizin kalitesi, birçok AB ülkesindeki çiğ süt kalitesinden daha kötü. Bu çok önemli. Kalitesiz sütten iyi ürünler yapamazsınız. Mikrobiyolojik varlıklar ve somatik hücre nedeniyle Türkiye'de pastörize süt 48 saat dayanırken, ABD'de bir hafta-10 gün dayanıyor.
Yüksek pastörizasyon yapılmasına rağmen sütteki kalite ortada iken, brucella ve tüberküloz gibi hayvansal ürünlerden insana geçen hastalıklar varken, pastörize, UHT sütlerin içilmemesini söylemek, halk sağlığı ile doğrudan oynamaktır. Sokak sütü asla bu güvenliği sağlamaz."
Prof. Dr. İrfan Erol, Türkiye'deki işletme sayısının çok ve küçük, kontrol dışı işletmelerin olmasının sorunun çözümünü zorlaştırdığını ifade etti.
KIRMIZI BİBERDE SALMONELLA VE SUDAN BOYASI
Kırmızı toz-pul biberde 453 örnekten 2'sinde salmonella bulunduğunu, bunun da tipinin belirlenmesi gerektiğine işaret eden Prof. Dr. Erol, sudan boyasının ise gıdada kullanımı yasak olmasına karşın 20 örnekte saptandığına işaret ederek, Türkiye'de kırmızı toz-pul biberin yaygın olarak tüketilmesi nedeniyle bunun "manidar" bir tespit olduğunu ve çok önemsediğini kaydetti.
Kendisinin önceki yıllarda yaptığı analizlerde de bu tip tespitlerinin olduğunu anlatan Prof. Dr. Erol, "Bazı mikroorganizmaların varlığı ya da yokluğu, kriter olarak önemli. Ama bazı mikroorganizmaların da bulundukları sayı önemli. Bir çok ülke belli mikroorganizmalar için sayısal limit getirmiştir. Türkiye'de de gıda kodekslerinde bunlar konuyor" dedi.
ET VE HAZIR YEMEK
Bakanlığın et analizinde sadece domuz etine baktığını, bunun yetersiz olduğunu anlatan Prof. Dr. İrfan Erol, "Alınan örnek sayısı çok az. Ayrıca, dana etinden olduğu söylenen sucuğun içinde koyun veya tavuk eti var mı diye, ona da bakmak lazım" dedi.
Hazır yemek ve mezede 540 örnek alındığını, bu örneklemin de az olduğunu kaydeden Prof. Dr. İrfan Erol, hazır yemekte esas bakılması gereken (listeria monocytogenes) bakterisine de bakılmamasının önemli bir eksiklik olduğunu vurguladı.
Tavuk etinde solmonellanın önemli bir sorun olduğunu, bakanlığın, 364 örnekten sadece 16'sında salmonella bulduğunu hatırlatan Prof. Dr. Erol, "Yüzde 5 gibi çok düşük bir oranın fazla gerçekçi gelmiyor. Dünyada bu kadar düşük oranı yakalayan ülke çok az. Genellikle yüzde 30-40, yüzde 100 olan ülkeler var. Tavuk etinde ayrıca başka bir bakteriye de bakmak lazım, hastalıkların en önemli kaynağı da budur."
Türkiye'nin fındık, fıstık, ceviz ve kuru incir de aflatoksin konusunda sistematik bir takip yaptığını, fındıkta pestisit kalıntısının olmamasının da da güzel bir gelişme olduğunu kaydeden Prof. Dr. Erol, iyotlu tuzdaki iyot oranlarının da hak sağlığı açısından mutlaka uygulanması gerektiğini vurguladı.
"İŞE HAYVAN SAĞLIĞINDAN BAŞLAMALI"
Bitkilerde pestisit kalıntısının belirlenmesi açısından 15 binden fazla örnek alındığını, ancak çok sayıda sebze-meyve olması nedeniyle bu analizlerin ürün bazında dağılımının da önemli olduğunu anlatan Prof. Dr. İrfan Erol, şöyle konuştu:
"AB'deki mevzuat, sorumluluğu tüketiciye veriyor. Sistem çiftlikten sofraya gıda güvenliğini esas almış ve son üründe yapılan denetimin de hiç bir anlamı olmadığını ortaya koyuyor. En son noktada ürünü alıp kontrol etmek, bir bilgi verir ama bulaşmanın hangi aşamada ve neden olduğu sorularının yanıtını bulmak gerekir. Çiftlikten sonraki aşamaların da bilinmesi lazım. Üretici uygulamadan sorumlu olacak, devlet bunun doğru yapılıp yapılmadığını denetleyecek. HCCP, GNP gibi sistemler dahilinde denetimin sağlanması gerekir. Asıl yapılması gereken, çiftlikten sofraya olan sistemi kontrol altında tutmak. Çiftlikteki hayvanlar sağlıklı olmalı, yem hijyeni, hayvanların kullandığı ilaçlar önemli. Hayvanlara ilaç kullandırdıktan sonra sütlerin bir süre tüketime sunulmaması gerekiyor. Ahır düzeyinde hayvan sağ lığını öncelikli hale getirmek, çok noktada kontrol esas olmalı."
Prof. Dr. İrfan Erol, "tüketim tarihine, satış şartlarına bakan tüketici sayısı çok az. Karkas etin kilosu 8-10 YTL iken yarı fiyatına sucuk, sosis alıyorsanız, bu ürünün güvenliğinden söz edilemez. Bu gıdalar ucuz değil. O zaman bu aşamada hem piyasa hem de çiftlikteki denetimlerin artırılması gerekiyor" dedi.
{mos_fb_discuss:42}
| < Önceki | Sonraki > |
|---|





